MESNEVİYE DAİR Gön: Aysen ERSÖZ
Ey doğacak çocuğun oynaması gibi bu manaları içimde oynatıp duran Tanrı, mademki
bunun tamamlanmasını diliyorsun, kolaylaştır, yol göster, muvaffakiyet ver.
Yahut da bu isteği, bu iştiyakı gider, bizi muahaze etme. Madem ki müflise altın
ihtiyacını ilham ediyorsun, ey gani padişah, gizlice ona altın ihsan et.
Sen olmadıkça, senin inayetin lütfetmedikçe gece gündüz nazım ve kafiyenin ne
değeri olabilir,bu çeşit meydana gelen şiire kim bakar ki? Ey bilgi sahibi
padişah, nazım da, cinas da kafiyede korkudan senin emrine kuldur. Sen her şeyi,
seni tespih eder bir hale koymuşsun, akıl ve temyiz sahibi olanlar da seni
tespih eder, akıl ve temyiz sahibi olmayanlar da.
Her birinin başka çeşit bir tespihi var. Bunun halinden onun haberi bile yok!
İnsan, cansız şeylerin tespih etmesini inkar eder ama cansız şeyler, ona
kullukta üstattır. Hatta yetmiş iki milletin her biri öbürlerinin halinden
bihaberdir. Hepsi de şüphe içinde kalmıştır.
Konuşan, söz söyleyen iki kişi bile birbirinin halinden haberdar olmazsa duvarla
kapı, nasıl birbirini anlar, duyar? Ben söz söyleyen adamın bile tespihinden
gafil olursam gönlüm, sessiz sedasız bir şeyin tespihini nasıl duyar? Sünni,
Cebri’nin tespihinden bihaberdir.
Cebriye de Sünni’nin tespihini eser etmez. Sünni’nin hususi bir tespihi vardır.
Fakat cebrinin de bunun zıddı olan bir tespihi vardır ki, ona sığınır. Bu “ O,
sapıktır, yol azıtmıştı” der durur. Halbuki onun halinden de haberi yoktur, “
Kün” emrinden de!
O, da “ Bunun hakikatten ne haberi var ki” demektedir. Tanrı takdir etmiş de
onları savaşa düşürmüştür, bu suretle de her birinin aslını meydana çıkarır. Bir
cinse mensup olmayandan izhar eder. Herkes kahrı lütuftan ayırt eder. Anlar.
İster bilgi sahibi olsun, ister cahil, ister aşağılık.
Fakat kahır içinde gizli olan lütfü, yahut lütuf içinde gizlenmiş bulunan kahrı,
az kişi anlar. Meğer ki gönlünde bir can mehengi olan Tanrıya mensup bir er
olsun. Bundan başkaları kahırda gizli olan lütufla,lütufta gizli bulunan kahrı
anlayamaz, şüpheye düşerler. Onlar, adeta yuvalarına bir kanatla uçup ulaşmak
isteyen kuşlara benzerler.