GERÇEK CÖMERT Gön: H.Tuba KIZILKAYA
HZ.ALI'NIN
ağabeyi Cafer b. Ebu Talib'in oğlu Abdullah, sıcak bir
günde, bir kabilenin hurmalığına inmişti.
Abdullah burada dinlenirken, hurmalıkta çalışan
köleye, yemek vakti üç parça ekmek
geldiğini gördü. Adam ekmeklerden birini
ağzına götürmek üzereydi ki, birden önünde
açlığı her halinden belli bir köpek belirdi. Köle elindeki ekmeği köpeğin önüne
attı. Köpek ekmeği derhal yedi. Köle
ekmeğin ikinci parçasını da attı. Köpek
bunu da bir kerede sildi süpürdü. Köle bunun üzerine üçüncü parçayı da köpeğe
verdi. Kalkıp, yeniden işine dönmek üzereydi ki, olup biteni uzaktan seyreden
Abdullah, yaklaşıp sordu:
"Ey köle, bugünkü yiyeceğin ne kadardı?"
Köle sıkılarak cevap verdi:
"Işte bu üç parça ekmek."
"O halde neden kendine hiç ayırmadın?"
"Baktım ki, hayvan çok aç. O halde bırakmak
istemedim."
"Peki sen ne yiyeceksin şimdi?"
"Oruç tutacağım."
Bunun üzerine, Abdullah b. Cafer, köleden
sahibini, evinin nerede olduğunu sordu. Sonra da gidip adamdan bu hurmalığı
içindeki köleyle birlikte satın aldı. Sonra döndü, köleye bu tarlayı ve onu
sahibinden satın aldığını söyledi ve ekledi:
"Seni azad ediyorum. Bu hurmalığı da sana
hediye ediyorum."
Cömertliğiyle meşhur Abdullah b. Cafer,
kendisinden daha cömert birini tanıyıp tanımadığı sorulduğunda, bu olayı anlatır
ve:
"Ama o köpeğe topu topu üç parça ekmek
vermiş; sense ona koskoca bir hurmalığı ve hürriyetini vermişsin" dediklerinde,
şu karşılığı verirdi:
"Ama o elindeki herşeyi verdi; ben
ise elimdekinin bir kısmını..."