Gön: Aysen ERSÖZ
BİR DOSTLUK HİKAYESİ
Orta ikiyi bitirdiğimiz yıl yeni bir yere taşındık.Ama
sık sık mektup yazıyorduk.Gerçi hep ben yazardım,mıstık pek yazmayı
sevmezdi,bahanesi de "yüzünü göremedikten,karşılıklı oturup konuşamadıktan sonra
yazmak saçma geliyor" olurdu.
Babam askeri personel olduğundan sık sık yer
değiştiriyorduk.Her gittiğimiz yeni yere alışmak hepimizi yoruyordu.İşte yine
yeni bir yere gelmiştik.Allahtan okulumuz bitmişti ve öyle gelmiştik.Şirin bir
mahalleydi burası,evler müstakil ve bahçeli, sokağın sonunda bir çocuk parkı
vardı,belediye tarafından yaptırılan salıncak,kaydırak ve tahtaravalli kopmuş
veya iyice yıpranmıştı,kalan demirlerinde mahallenin çocukları
kendilerine göre eğleniyorlardı.Sabah kahvaltımı yapmış,annemin öğleden sonra
gelecek misafirleri için siparişlerini almış ve temizlik yapacağım bahanesi ile
kapı dişarı edilmiştim evden.Bir süre bahçe kapısından sokağı izledim.Parkta
yine bir sürü çocuk gürültülü biçimde oynuyordu.İlk okulu bitirmiş orta okula
gidecektim artık.Kimseyi tanımıyordum,oysa annem çık bak bir sürü çocuk var
oynarsın onlarla demişti.Nasıl tanışacaktım ki onlarla,mutlaka kavga ile
olacaktı bu.Çok sık yer değiştirdiğimizden sokak kavgalarına alışkındım artık.
Haydi bakalım diyerek parkın yolunu tuttum,topumu da götürüyordum,belki maç
bahanesi ile tanışacaktık
çocuklarla.Çocuklar beni görünce garipsediler önce,aralarında
fısıldaştılar,salıncak demirinin en üstüne çıkmış iri bir çocuk çevik bir
hareketle atladı yere,yanıma gelerek,hoş geldin mahallemize dedi gülerek,ben
mustafa,herkes bana ayı mustafa da der ama,senin böyle demeni tavsiye
etmem,Gülümsedim içimden açık sözlü bir çocuktu bu,sonra diğerlerini de
çağırdı,teker teker tanıştık onlarla da,çocukların lideriydi adeta
mıstık,tüm çocuklar onun sözünden çıkmıyordu,genelde oyunları o kuruyordu ve
bozuyordu. Ben de fena sayılmazdım,spora yatkındım,mıstığın yaptığı en zor
hareketleri ben de yapabiliyordum,o nedenle mıstıkla çok iyi bir arkadaşlığımız
başladı,ikimizde liderdik mahallede.O yaz mükemmel geçti benim için,bu arada
orta okula da yazılmıştık, hatta mıstıkla aynı sınıfta okuyacaktık.Ailelerimiz
de çok iyi anlaşmıştı.Bazen yemekleri filan beraber yerdik onunla.Çok ilginç bir
insandı o,bazen odasında kaplumbağa yavruları,bazen sapanla kanadını kırdığı
sonrada iyileştirmek için çabaladığı kuşlar,bir akvaryumda dereden yakaladığı
balıklar ve kurbağa
yavruları.Bir ipe sakız bağlayıp yer altında yaşayan örümcekleri yakalamayı
mıstıktan öğrenmiştim.
Okulların açılmasına bir hafta filan vardı,biz
bir akşam vakti yine parkta toplanmış mıstığın öğreteceği zor hareketleri
yapmaya çalışıyorduk.Bir çocuk atladı ortaya,ya bakın haydi güreş yapalım bu
defa,hatta sen mıstıkla güreş,eminim onu yenebilirsin sen.Çünkü bu güne kadar
onu kimse yenemedi.Yüzüm aydınlandı birden,çocukalr bana bu kadar
güveniyorlardı.
Heyecanlandım,ayrıca gururum da
okşanmıştı.Pehlivan edasıyla gömleğimi çıkardım ortaya yürüdüm,olur dedim,neden
olmasın? Mıstık yüzünü buruşturdu,hayır dedi,ben seninle güreşmem,"neden dedim?
Alt tarafı bir
güreş,haydi şu çocuklara gösterelim" yine hayır dedi,seninle güreşmek
istemiyorum,içimden belki yenileceğinden korkuyor diye bir his geçti,bu düşünce
beni daha da azdırdı,haydi dedim yoksa çocuklar senin korktuğunu
sanacak.
Pekala dedi,haydi o zaman başlayalım.Güreşimiz yarım
saat kadar sürdü,yenişemedik,mıstık boy ve cüsse olarak benden çok iri olmasına
rağmen beni yenemedi,birden ayağa kalktı sinirliydi,bu kadar yeter dedi,ben eve
gidiyorum.
Ağır adımlarla giderken arkasını dönmeden"Arkadaşların
birbirlerine,hele başkalarına kanıtlayacakları üstünlükleri yoktur" dedi.Buz
gibi oldum o an,anlamıştım,mıstık beni bilerek yenmemişti.Ağlamaklı
oldum,ağlayamadım.Orta ikiyi bitirdiğimiz yıl yeni bir yere taşındık.Ama sık sık
mektup yazıyorduk.Gerçi hep ben yazardım,mıstık pek yazmayı sevmezdi,bahanesi de
"yüzünü göremedikten,karşılıklı oturup konuşamadıktan sonra yazmak saçma
geliyor" olurdu.
Lise sona giderken okul takımında
oynuyordum.Liseler arası futbol turnuvasında finale çıkmıştık.İlk yarıyı 1-0
yenik kapamıştık.Soyunma odalarına giderken,birden onu gördüm.Mıstık
gelmişti.Uzamış,baya
irileşmişti.Yüzünde hala o kocaman gülümsemesi duruyordu.Hasretle
kucaklaştık,konuştuk,İkinci devrede bir gol atarak beraberliği
sağlamış,penaltılarda elenmiştik.sahadan ayrılırken çok yorgundum,üzgündüm,
mıstık geldi kucaklayarak havaya kaldırdı."Boş ver dedi,sen elinden geleni
yaptın,bu önemli"
Yıllar yılı kovaladı,üniversite yılları,yeni
arkadaşlıklar,mıstıkla pek haberleşemiyorduk,en son düğününde gördüm onu, eşi de
onun gibi iri yarı neşeli bir kızdı,seneden seneye telefonla filan görüşüyorduk
artık,ben de
öğretmen olarak anadolu köylerine yol almıştım.Dün okul bahçesinde birbiri ile
kavga eden iki çocuğu karşıma alarak dedim ki,
"Arkadaşların birbirlerine,hele başkalarına
kanıtlayacakları bir şeyleri yoktur."
Mıstık benim en iyi arkadaşımdı,şimdi nerede mi?
Bilmiyorum desem yalan olurmu?
Sevgi Ve Dostluk
Sevgi ve dostluk
Kavgayı, bir yaprağın üzerine yazmak isterdim sonbahar
gelsin yaprak dökülsün diye
Öfkeyi, bir bulutun üzerine yazmak isterdim yağmur yağsın
bulut yok olsun diye
Nefreti, karların üzerine yazmak isterdim güneş açsın
karlar erisin diye
...Ve dostluğu ve sevgiyi, yeni doğmuş tüm bebeklerin
yüreğine yazmak isterdim onlarla birlikte büyüsün bütün dünyayı sarsın diye