NİĞDE ÜNİVERSİTESİ

 HALİL ZÖHRE ATAMAN MYO

TEKSTİL/DOKUMA

 
* Anasayfa              

HİKAYE VE ÖYKÜLER

OSMANLI  İNCELİĞİ.: Mehmed Selahaddin amca ve hanımı Hatice Satıa teyze bir sabah kalkarlar. Mehmed amca sabah kahvaltısı alışverişi için sokağa Hatice teyzede mutfağa girer, Ancak aradan çok uzun bir zaman geçmesine rağmen amca gelmez. Teyze meraklanır. Nihayet sonunda Mehmet amca gelir. Satıa teyze "Nerede kaldın bey bakkal hemen birkaç ev ilerde hayırdır inşaallah".
    Mehmed amca hanım der; duydumki sokağın öbür ucuna yeni bir bakkal açılmış. Alışverişi oradan yapayım dedim, o yüzden geciktim.
    Hatice teyze sorar "Niye bakkalla aranızda bir tatsızlık mı oldu yoksa yeni bakkal dahamı ucuza veriyor?"
    "Hayır hanım hayır sandığın gibi değil! "Bir Allah'ın kulu kimseden vaad almadan Allah'a tevekkül edip gelmiş bizim mahallede bir bakkal dükkünı açmış, Biz mahalle halkı olarak yeri uzaktır, kimin nesidir, tanımıyoruz diye alışveriş etmezsek eğer bu kulun tevekkül inancı zayıflayabilir. Bundanda "indallah " mesul olabiliriz.

 

 KEBAP VE HELVA YİYEN DİLENCİLER: Zühd. Takva ve cömertliğiyle tanınan Abdullah bin Mübarek günün birinde çarşıda otururken bir dilenci ssadaka ister. Hz. Abdullah da cebinden çıkarıp bir gümüş sikke verir. Yanında bulunanlardan biri "efendim dilenci kısmına çok merhamet etmeye gelmez, aldığı parayı kebapa helvaya verirler" der.
Bunun üzerine ibni Mübarek "Acayip ben buhların ben bunların kuru ekmek zeytin yediklerini sanırdım der ve dilenciyi geri çağırtarak on gümüş sikke daha verir.
 

DOSTUN HALİNE GÖZYAŞI: Gönül ehli zatlardan bir tanesinin kapısı çalınır.İnip kapı aralığından baktığında eski tanıdıklarından birinin Allah rızası için sadaka istediğini görür. Bu insanı mahcup etmemek için görünmez ve hemen evde ne kadar para ve yiyecek varsa kapı aralığından uzatır. Kapıdaki adam büyük bir sevinç ve hayır dualarıyla evden ayrılır. Ev sahibi ise oturur hüngür hüngür ağlar. Evin hanımı ne oldu bey her şeyi verdiğine pişman mı oldun? Diye sorunca. Ev sahibi zat "Hayır der uzun zamandır görmediğim bir dostumun bu hale düştüğü halde benim arayıp sormayıp dilenmeye mecbur kalışına ağlıyorum" der.

 

ALDIĞIMIZ FİYATA : 3. Napolyon bir gün Paris'te bulunan Osmanlı sadrazamlarından Fuat paşaya Girit adasıyla ilgili olarak "başınıza dert olan şu adayı bir müşteri bulup satsanız" der. Paşa hemen tasvip ederek "Güzel bir fikir haşmetmeap" der. Napolyon "peki kaça satarsınız" deyince. Fuat paşa gayet sakin. "Aldığımız fiyata!..." der.

YERE DÜŞEN: Neyzen Teyfik'in yardım kabul etmediğini bilen bir dostu. Bir gün yere para atarak "Neyzen Paltondan bir şey düştü!" der. Neyzen yerdeki parayı görünce sıcak bir tebessümle, "yere düşen şey sizin altın kalbinizdir" der.

SEN BENDEN FAKİRSİN : İbrahim bin Ethem'e zenginlerden biri bir kese altın getirir ve bunu kabul buyurun der. İbrahim bin Ethem hazretleri, Ben fakirlerden bir şey almam buyurur. Zengin adam ben fakir değilim deyince. İbrahim bin Ethem "bu sahip olduğundan daha fazlasına sahip olmak istermisin" der. Zengin adam "evet" deyince, İbrahim bin Ethem Gördünmü der fakirlik bir şeye ihtiyaç duymaktır. Ben ihtiyaç duymuyorum, bu şeye sen benden daha muhtaçsın, gerçek fakir sensin der.

 

ÖFKEYİ YENME: Bir gün Hz. Hüseyin çocuklarıyla yemek yerken evin kölesi sofraya getirdiği sıcak yemeği kazara Hz.Hüseyin'in başından aşağı döker. Hz. Hüseyin çok canı yanmasına rağmen sadece köleye sert bir bakış fırlatır. Bundan cesaretlenen köle; "Allah öfkesini yenenleri sever" (al-i imran 134) ayetini okur. O zaman Hz. Hüseyin "öfkemi yendim merak etme" der. Daha da cesaretlenen köle bu sefer ayetin devamını okur "Allah affedenleri sever" Bunun üzerine Hz.Hüseyin "seni affettim" der. Bu söz üzerine köle ayetin sonunu okur "Allah ihsan edenleri sever". Ayetin bu son kısmı üzerinede hz.Hüseyin ihsanın zirvesini yaparak "seni azad ettim ey köle" buyurur.

HZ.TALHA VE İNEN AYET: Peygamber efendimiz ve sahabelerin açlıkla imtihan olduğu günlerde, Efendimiz(sav) Bir toplulukta Ebu Hureyre'yi göstererek "bu kardeşinizin kim karnını doyurur?" buyurduğunda hiç kimseden ses çıkmaz. Hiç kimse ben Ya Resulullah diyemez.Kısa bir sessizlikten sonra Ebu Talha (ra) öne çıkar ve Ebu Hureyre'yi alarak evine götürür.. Ama gelin görün ki evde sadece bir kişiye yetecek yiyecek kalmıştır. Evin hanımı Ümmü Süleym anamız binbir güçlükle yemek bekleyen yavrularını aç uyutur ve tek kişilik yemeği misafire hazırlar.Misafirin rahatsızlık duymaması içinde kandilin ışığı azaltılır.Ebu Hureyre yemeğe kaşık çalıp karnını doyururken Ebu Talha'da boş kaseye kaşık sallayıp yiyor gibi yapar. Misafire hiçbir şey hissettirmeden karnını doyurur ve yolcu eder. Kendileri ise sabaha kadar açlık ızdırabıyla gecelerler.
Sabah olupta peygamber efendimiz Ebu Talha'ya sorar "Ya Ebu Talha ne yaptınızda hakkınızda ayet nazil oldu?"
-"...Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerinden önde tutarlar..."(Haşr 9)


 

DAĞARCIK

* Nostalji
* Şiirler
* Güzel Sözler
* Hikayeler
* İlginç Resimler
* Sizden Gelenler
* Bor Resimleri
* Bölümümüz           
* Dokumacılık          
* Faaliyetler             
* Dağarcık               
* Öğrencilerimiz       
* Akademik Personel
* Duyurular              
* Forum-Sohbet